Sosyal medyanın bireylere (özellikle çevre genişletme konusunda) faydalı bir çok artısı olduğunu, sosyal çevrenin de etkileşimle doğru orantılı arttığını fakat bunun gelecek açısından risk taşıdığını düşünüyor ve bunun üzerine düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Gözlemlerimde dikkat çekmek istediğim nokta bu avantajından birinin “bireylerin yakın çevresinden anlık ve sürekli haberdar olması” ve bunun yanında “tanımadığı veya az tanıdığı insanlarla bile samimi hale gelmesi”nin riskleri. Yazımın giriş kısmı biraz uzun olabilir, sonucu anlatabilmek için bu kısımda kendinizden bir şeyler bulmanız gerektiğini düşündüğüm için uzatmak zorunda kaldım şimdiden kusura bakmayın.
hayribaskan

Sosyal medyanın yaygın kullanımı öncesinde; bir bireyin doğum günü (eğer popüler değilse) sadece ailesi ve yakın çevresindeki 5-10 kişinin hatırladığı ve onların da 15-20 kişiyi de haberdar etmesi sayesinde (arama yolu yada sms ile) kutlanırken şimdi facebook sayesinde zaman tünelinde ve mesaj kutusunda dolup taşan mesajların ardından kullanıcıya otomatik olarak “Kutlayan, hatırlayan herkese çok teşekkür ederim” mesajını attırır hale geliyor. Aslında hatırlamayan kişilere de bilgi veren bu sistem insanların bu sayede kendini mutlu hissetmesini, bu platformu daha çok sevmesini ve burada daha çok vakit geçirmesi beklenen “hedef kitle” içerisinde olmasını istiyor ve yapıyor. “Facebook’tan yazdım zaten” diye düşünen kaç kişinin o gün yanınızda olmasını isterdiniz?

Bunun arkasından “İş Değişikliği”, “Vefat haberi”, “Ödüllü katılımlar”, “Etkinlik ve Programlar”, “Buluşmalar” gibi bir çok bilginin paylaşılmasıyla sadece yakınlarınızı bilgi sahibi yapmıyor anı zamanda sadece simasını tanıyarak eklediğiniz veya bir kere tanışıp sonrasında listenize eklediğiniz insanların hayatını yakın olarak takip eder hale geliyoruz. İlk amacımız belki takip edilmek iken doğal olarak takip eden konumunda da yer alıyoruz. Bu sayede günlük paylaşımlarla etkileşime girdikten sonra ağımızdaki insanların; “Siyasi görüşü”, “Espri anlayışı”, “Tuttuğu takım”, “İlgi alanları” gibi bir çok şeyi ister istemez öğreniyor ve bu bilgiler sayesinde düşüncemiz ve kendi fikirlerimize uygun insanlarla doğal bir samimiyet hissi yaşıyoruz.

Örneğin; her platformun kendine özgü tabanının aktif kullanımıyla bir kişiyi sıkı takip ederek bir sonraki buluşmanız veya karşılaşmanızda (onu şaşırtacak kadar) ikili ilişkinizi artıracak seviyede sohbet edecek hale getirebiliyorsunuz. Hatta bu konuda abarttığımı düşünmüyorum; eğer sürekli aynı arkadaş çevresiyle pozlar verip ortak paylaşımlar yapıyorsanız, takipçileriniz çevrenizdeki şahıslara da aşina olup ortak bir sohbete zorluk yaşamadan katılabiliyorlar.

İşte asıl tehlike burada başlıyor. Ülkemizde milyonlarca insanın yer aldığı sosyal medya platformlarında paylaşımların çoğu, belli ana başlıklar altında gündeme göre değişken yapılarda oluyor. Bunca paylaşım içerisinde insanların yoğunlaştığı duygu ve düşünceleri izlediğimizde ise bunların %90’ının pozitif olduğunu görüyoruz.

dwdaw

İnsanların tavır duygu ve düşüncelerini sosyal medyadan araştırmak istediğimizde karşımıza çıkan sonuçta “duygusal”, “anlayışlı”, “duyarlı”, “hayvan sever”, “saygılı”, “dinleyici”, “uzlaşmacı” , “şiddetten uzak” , “mutlu”, “umutlu”, “kariyerli” , “hedefli” , “bilgili” , “tecrübeli” gibi sıralayabileceğim bir çok özellik ön plana çıkarken, günlük hayatta etrafımızda yaşayan; kedi tekmeleyen, yol vermeyen, küfreden, trafikte magandalık yapan, yere tüküren, tabelaya yazı yazan, yerlere izmarit atan, tribünde terör estiren, kuyrukta sıra beklemek yerine kurnazlık yapan, her işini başkasına yaptıran, ağzından küfür eksik olmayan gibi sıralayabileceğim bir çok olumsuz özelliğe sahip insanlar nerede? Hiçbirisi sosyal medyayı kullanmıyor mudur sizce? Ben size söyleyeyim hepsi aslında çevremizde, sadece tanımıyoruz.

İnsanların bireysel davranışları ile toplumsal davranış farklılıkları burada da ortaya çıkıyor. Bu aynı; bir olaya tek başınayken vereceğiniz tepkiyle kalabalık ortamda yada yabancı bir ortamda vereceğiniz tepkinin farklılıkları gibi. Bunca olumlu hisler yaşatan bu ortamlarda, başlangıçta gerçek hayattaki sosyal çevremize kattığımız insanlarla yaşanan gereksiz tartışmalar sonrasında, karşılıklı silmelerle açtığımız boşlukları yeni insanlarla doldurup geniş bir ağa sahip oluyoruz. Fakat genişlettiğimiz bu çevrenin size karşı tutumu ve tavırları ile aldığınız kararlar veya geri dönüşler gerçek hayatınızda aynı şekilde yer bulmuyor. Sizi mesleğiniz, konumunuz, ilgi alanınız, yetkinliğiniz veya sahip olduklarınızla değerlendiren bu çevrenin çoğunluğunun, yarın karşınıza bu sahte samimiyetle çıkacağını fark etmemiz gerekiyor.

1265006_o5816

İşte bu noktada sosyal çevremizdeki insanlara yaklaşırken, bu platformların bizlerde uyandırdığı pozitif duyguları bir kenara bırakıp “yeniden tanıma” yolu izlememiz gerekiyor. Eskiden “öylesine” açılan bu hesapların artık insanların hayatının değişilmez bir parçası olduğunu gördüğüm günden bu yana, kendimize bir “sosyal medyayı kullanma amacı” belirleyerek ona göre yapılandırmaya gitmemiz gerektiği kanaatindeyim. Burada tutup “sosyal medyada dikkatli olun”, “dava açılabilir” , “yorumlarınıza dikkat edin” gibi şeyler yazmayacağım. Ya da “okuduğunuz her habere inanmayın” gibi klasik cümleler de kurmayacağım. Çünkü çoğu insan bunların farkında, farkında olmadığımız şey; yaşadığımız hayatlarla aynı çizgide olmayan bir sanal dünyaya sahip olduğumuz gerçeği. Bundan bugün belki zarar görmüyoruz ama yarın bu ortamı gerçek hayatımıza daha hızlı entegre eder hale geldiğimizde önlem almadıysak istemediğimiz şeylerle karşılaşacağız.

Bugün binlerce hatta milyonlarca takipçisi olan “fenomenleri” bu konuya dahil etmiyorum çünkü onlar artık kendi hayatlarını değil “insanları yönlendirecek tabelaları” paylaşıyor ve bundan kazanç elde ediyorlar.

Şu anda belki çoğunuzun “ne var ki bunda?” , “ne olmuş yani?”, “ne olabilir ki” gibi düşüncelerle okuduğunuzu düşündüğüm bu yazı ile, paylaşım ve tavırlarımızın; bizim irademiz dışında profesyonel bir algoritmayla bize yaptırıldığı düşüncesine sahip olmanızı umut ediyor, vaktini ayıran herkese teşekkür ediyorum.

Biraz uzun oldu sanırım umarım saçmalamamışımdır. Sevgiyle kalın.
Erhan TURAN

Sanal sosyalleşmenin yarını
Dog